LİMON’DAN BESLENİYORUM

Üç yıl önce, tam Gümüşlük’ten artık sıkılmış ve kaçacak daha sakin bir yer ararken Candan yolumdan çevirdi beni. Hayallerimizi birleştirdik ve ‘Atelye Bodrum-Limon’u hayata geçirmeye karar verdik. Atelye Bodrum, Limon’un girişinde bulunduğu için gün boyu Limon’un işleyen trafiğini de izleme fırsatı buluyorum. Sabahları, tarladan yeni toplanıp gelen domatesler, salatalıklar… Kokulu kavunlar, binbir çeşit yöresel ot demeti, sandık sandık limonlar ve nicesiyle bir renk cümbüşü… Akşama hazırlık bu ve gün boyu bitmiyor.

Akşam olunca misafirler gelmeye başlıyor. Herkes tatlı bir telaş içinde, hızlı adımlarla Limon’un ön bahçesinden, alt bahçeye ilerliyor. Bu, günbatımına yetişme telaşı…

Gece kapanışa kadar mekan aynı bile olsa her zaman farklı olabilen sevdiğim bir filmi hergün izler gibiyim. Şansa bak, aynı zamanda Woody Allen’ın filmi Kahire’nin Mor Gülü’nde Mia Farow’un filmin içine girmesi gibi ben de bu renkli filmin içindeyim.

Limon’da uzun saatler geçiriyorum ve Limon’dan besleniyorum. Dostluklardan, gelen giden misafirlerden, çalışanlardan… Elbette Candan’ın varlığından besleniyorum.

Mutfaktan da besleniyorum. Favorilerim Limon’un köftesi ve meze tabağı, kabak panesi ve tabii ki Limon’a özel mantısı.

Limon Çiftlik’i de unutmamalı. Candan’ın yeni projesi.  Limona özgü ürünlerin toplandığı bir mekan. Çeşit çeşit Limon’a özgü ekmekler, reçeller, katkı maddesiz dondurmalar gün boyu tam karşımda, gözlerimin içine bakıyor. Bu proje mükemmel. Çünkü artık evde de Limon’un ekşi mayalı ekmekleri ile besleniyorum. İnsanlar “Glutensiz ekmeği nereden bulurum acaba?” diye düşünürken, ben her gün önümde dizilen taze ve mis kokulu ekmeklerin keyfini çıkarıyorum.

Burada zaman zaman Limon ailesi ile bir arada, zaman zaman da Candan’ın hayal dünyasının içinde geçiriyorum günlerimi.

-Cavide Gözkara Yükseler