SEMRA ABLA VE NESLİHAN

Limon’u Limon yapan en büyük özellik, içindeki güzel insanlardır muhtemelen. Herkes kendinden bir şey katar, herkes kendini yansıtır bu boş tuvale. Ufak ufak doldururlar bu tuvali. Buraya kendini yansıtmış herkesin hikayesidir Gümüşlük Limon’un hikayesi.

Bu hikayemiz de Semra Abla’nın ve Limon ile büyüyen Neslihan’ın hikayesi.

5

Semra Abla’nın Limon ile tanışması 2002 yılında olmuş. Eşi İhsan Abi’nin işi sebebiyle Gümüşlük’e yerleşen Semra Abla, ilk olarak bir arkadaşından duymuş Limon’u, Nevriye Hanım’dan. Limon’a iş görüşmesine gelecekmiş Nevriye Hanım, Candan ile konuşmaya. Semra Abla’ya “Sen de gel” demiş. Kaderin cilvesi olsa gerek, iş görüşmeye Nevriye gelmiş, onun yerine Semra Abla başlamış işe. Semra Abla çok sevmiş Candan’ı, “Ben kalırım burada” demiş. Bir tesadüf ile başlamış aslında 2002’den bugünlere kadar devam eden bu dostluk.

Kendine bir iş yeri değil, ikinci bir ev bulmuş Limon’da Semra Abla. Semra Abla’nın kızı Neslihan o zaman daha ilkokulda. Okuldan çıkınca Limon’a geliyor, Semra Abla mutfakta çalışırken o, Limon’un bahçesinde oyunlar oynuyormuş. Kollarının altına balonlar bağlayıp, gelen misafirleri kollarını açıp koşarak karşılıyormuş küçük Neslihan. “Hep çok neşeli bir çocuktu” diyor Semra Abla Neslihan için, “Hala da öyle”.

IMG-20160627-WA0035

“Neslihan’ın burada olması, onun için de çok iyi oldu” diyor, büyük şehirlerin kaos ve stresinde büyümesindense, Gümüşlük’ün sakin ve huzurlu ortamının, onun bugünkü neşeli kişiliğinde etkisi olduğuna inanıyor. Neslihan liseye başladıktan sonra, yazları o da Limon’da çalışmaya başlıyor. Bir süre Limon’un içerisinde o işten bu işe koşturmasının ardından, Candan onu kasaya alıyor. Bu vesileyle hem yazları harçlığını çıkarmaya, hem de aile bütçesine katkıda bulunmaya başlıyor Neslihan.

“Herkesin hayatında bir dönüm noktası vardır ya, burası da bizim için dönüm noktası” diyor Semra Abla. Kendisinin ve ailesinin hayatında çok büyük bir yeri var Gümüşlük’ün ve Limon’un. Yıllar içerisinde gerek mutfağa gelip gidenler, gerek misafirler olsun bir sürü insanla tanışmış. “Ben burada ön yargıyı attım” diye başlıyor anlatmaya, sonra da ekliyor “İnsanlar göründüğü gibi olmuyor, asıl önemli olan içlerindeki”. Semra Abla’yı tanısanız, daha önce herhangi bir canlıya karşı ön yargı taşımış olabileceğine inandıramazsınız kendinizi.

2007 yılında, hem eşi İhsan Abi’nin işi, hem de Neslihan’ın liseye girecek olması sebebiyle Ankara’ya taşınmış Semra Abla ve ailesi. O gün bugündür hala yazları Limon’a geliyor. “Çok özlüyorum buraları” diyor. Gümüşlük’te bir sürü arkadaşını bırakıp gitmiş Ankara’ya, yazları gelip hem Limon’a yardımcı oluyor, hem de özlemini gideriyor şimdilerde. Son 3 senedir Candan’ın ricasıyla, hem mutfağa yeni gelenlere mutfak işini öğretmeye, hem de Limon’un meşhur reçellerini hazırlamaya geliyor. Candan, 2009 yılında Ayşe Arman ile yaptığı, ve daha sonra Ayşe Arman’ın kaleme aldığı söyleşisinde “Limon onsuz, o da Limonsuz yapamıyor” diyor Semra Abla’dan bahsederken.

3

Semra Abla bir kahve molasında anlatıyor bana bunları. O kollarına balonlar bağlayan küçük Neslihan, bu sene Limon’a üniversite mezuniyetinden çıkıp geliyor. 14 senelik dopdolu bir hikaye, tek bir oturuşta bitmiyor elbette, daha nice anıları var anlatacak. Ama Limon’da hayat devam ediyor, akşam gelecek misafirler için yapılacak bir sürü hazırlık var. “İstediğin zaman gelip sorabilirsin bana” diyor, sözünü alıyorum. Semra Abla çok sevdiği ve çok sevildiği mutfağına kaçıyor, ben ise anlattıklarını yazıya dökmek için bilgisayarımın başına. Bir fincan Türk kahvesi alıp koyuluyorum yazmaya. Bir ara kafamı kaldırıp manzaraya bakıyorum, yandaki tepede inekler otluyor, ağaçlar yavaşça esen rüzgarı selamlamak için hafifçe eğiliyorlar. O zaman daha iyi anlıyorum Semra Abla’nın buradan neden vazgeçemediğini.

-Güneş Aydın