LİMON’LA BİRLİKTE BÜYÜDÜM

Neslihan, Limon’la büyüyenlerden… Annesi Semra Abla Limon’da çalışmaya başlayınca mekan Neslihan’ın oyun bahçesi olmuş. 9 yaşından bu yana okulda olmadığı tüm zamanlarını Limon’da geçirmiş. O bugün Limon’un kasasında oturan bir genç kız. Ama onun çocukluğunu bilenlerin gözünde hiç büyümeyen küçük bir kız hâlâ.

“Biz imageaslında Orduluyuz. Babam da yatlarda çalışmak için Bodrum’a gelince, biz de o vesileyle taşınmış olduk Gümüşlük’e. 9 yaşındaydım o zaman. Nevriye Teyze vardı, ilkokul arkadaşımın annesi. Bir gün Nevriye Teyze Limon’a iş görüşmesine gelirken annemi de çağırıyor. Görüşme esnasında Nevriye Teyze çalışma saatlerinin ona uymadığını söyleyince annem; ‘Benim için uygun ben çalışırım’ diyor ve böylece Limon’da çalışmaya başlıyor. Babamda yatlarda çalıştığı için sürekli uzun seyahatlere çıkıyordu. Beni de evde yalnız bırakamadığı için sık sık buraya getiriyordu. Sabahları annemle beraber geliyorduk. Kapıda farklı notaların olduğu bir rüzgar çanı vardı. Her sabah o çanı çalardık annemle, hiç unutmadığım bir ayrıntıdır bu. Geldiğimde sarma sarılır oluyordu, bir şey doğranır oluyordu yardım ediyordum. Maskot gibi geziyordum ortalarda.

Annem anlatıyor; 13- 14 yaşlarındayken arkama balon bağlayıp gelenleri karşılar, sevimlilik imageyaparmışım. Türkan teyzemiz vardı, o gelirdi. Ben sıkıldıkça bara otururdum. O da ‘küçük çocuklar bara oturmaz’ der indirirdi beni. Kavanoz kavanoz reçel yapardı, bahçeyle ilgilenirdi. Maalesef kaybettik onu. Şuan yaptığımız mandalina reçelleri hâlâ onun tarifiyle yapılır. Diğer reçelleri de annem yapardı. Annem hala sezon başı gelir; reçel yapar, mutfağa yardımcı olur Ankara’ya döner. Yıllar geçti tabii böyle…

Tabii bir de her şey yeni yeni şekillendiği için eksikler çoktu. Bu kadar kalabalık da yoktu. Bazı insanlar hoşlanmasa da ben kalabalık olmasını seviyorum daha sıcak oluyor. Personel de çoğaldı, şimdi kocaman bir aile gibiyiz, çok seviyorum bu durumu. Çalışanların hepsi uzun yıllardır burada olduğu için aramızdaki ilişki de çok samimi… Herkes birbirini çok iyi tanıyor. Hani ayrılınca bir işten bir daha oraya gitmek istemezsin ya, burada öyle olmuyor, giden geliyor, giden geliyor. Dükkanda sadece Candan’a ‘teyze’ diyen de benim sanırım, duyan gülüyor zaten. Ne yapayım küçüklükten beri öyle alışmışım. Burası evim gibi…”
-Gizem Selimoğlu