AZLIĞIN ZENGİNLİĞİ

Her alışkanlığın dönüştüğü zamanlar. Pratik yaşam, temel ihtiyaçlarımıza bakış açımızı değiştirdi. İhtiyaçlarımızı karşılamakla tüketim arasındaki o ince çizgi üstündeyiz. Aslını sorarsanız ben, geçmiş birkaç yılda bu konuda ki farkındalığımızın daha da arttığını düşünüyorum. Kolektif ekolojik oluşumlar, yerel pazarlara olan ilgi, yediği besinlere dikkat eden kalabalıklar arttı. Her gün yeni bir yazı ile karşılaşıyorum; Başlıkları benzer ‘Yüz parça ile yaşamak’, ‘Beş çeşit elbise ile yaşamak’, ‘İhtiyacımız kadar tüketmek’ başlıklı bu yazılar umut vadediyor. Er ya da geç insanlık olarak dünyanın ekolojik yapısı ile oynadığımızı fark ettik. Küçük küçük gruplar halinde de olsa bir şeyleri değiştirmeye başladık. Aslında çok iyi bildiğimiz bir cümle; “herkes kendi kapısının önünü süpürse, her şey değişir”. Dünyanın içinde bulunduğu süreç çoktan ‘ben ne yapabilirim?’ ‘ben ne yapmamalıyım? iki temel sorunun cevabını düşünmeye davet ediyor bizi. İki sorunun ardından asıl sorular da geliyor; Gerçekten nedir temel ihtiyacımız? Neye, ne kadar ihtiyacımız var?
imageÖzünde üç temel ihtiyacımız var bence. Barınmak, örtünmek ve karnımızı doyurmak. Evlerimiz büyüdükçe eşyalarımız artıyor. Eşyalar arttıkça bağımlılıklarımız… Ne kadar kıyafet alırsak o kadar giyinemez hale geliyoruz. Ne kadar yersek o kadar kalıbımıza sığamaz oluyoruz. Amerikalı yönetmen Mimi Leder’ın İyilik Bul, İyilik Yap adı ile tanınan filmi Pay It Forward, bir kişinin neleri değiştirebileceğini çok güzel anlatır. İki genç insan Begüm Başoğlu ve Ege Erim’in yazdığı ve SADE* adını verdikleri kitabın rehberliğinden de faydalanabilirsiniz.

imageHaydi bu kış dolaplarımızı temizlerken değerlerimizi de ele alalım. Sadece kıyafetleri eksiltmeyelim dolaplarımızdan, ihtiyaçlarımızı da eksiltelim. Kış için mutfak hazırlıklarımızı birkaç arkadaş birlikte yaparak paylaşmanın tadına varalım. Doğanın sadece görsel fotoğraflarını değil kendine yeterliliğini de izleyelim. Nasıl kusursuz bir dengeye sahip olabildiğinin notlarını da yazalım bir kenara. Eğer uzun zamandır yerel az tezgahlı bir pazara gitmediyseniz önce oradan başlayabilirsiniz. Emin olun, market ışıklarından uzak, bu iyi gelecektir ruhunuza.

Hepimizin bu yalınlığa ihtiyacı var. Azlığın zenginliğinde buluşmak üzere…

-Tuba Gürcan